1 Şubat 2016

Uluslararası Hukukta Kadına Yönelik ve Aile İçi Şiddet


Dünya üzerinde tüm kadınlar ırk, sınıf, dil, din, eğitim, sosyal statü vb. gözetmeksizin şiddete maruz kalma riski ile karşı karşıyadır; bu nedenle kadına yönelik ve aile içi şiddetle mücadele sadece ulusal değil uluslararası boyutta da değerlendirilmekte, uluslararası sözleşmeler yapılmaktadır. Uluslararası sözleşmeler, ulusal alanda yasal düzenlemelerin değiştirilmesi ve geliştirilmesinde itici birer güçtür. Anayasamızın 90. Maddesinin 5.fıkrası hükmü gereğince “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda” ilgili sözleşme hükümleri esas alınır.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

Kadına yönelik şiddetle mücadeleye zemin hazırlayan sözleşmelerden biri olan ve kadınların insan hakları bildirisi olarak da tanımlanan BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) 1981’de yürürlüğe girmiş, Türkiye 1985 yılında sözleşmeye taraf olmakla CEDAW’ın iç hukuktaki yerini kabul etmiştir. Başta anayasa olmak üzere eşitliğe aykırı tüm yasaların değiştirilmesi, eşitliğin yaptırımcı uygulamalarla sağlanması ve cinslerin birbirine üstünlüğü üzerine kurulmuş tüm gelenek, görenek, örf ve adetin ortadan kaldırılmasını amaçlayan sözleşmenin karar ve önerileri, taraf devletleri “aile içi şiddet, tecavüz, cinsel saldırı ve diğer toplumsal cinsiyete bağlı şiddet biçimlerinin kurbanlarına yeterli koruyucu ve destek hizmetleri sağlamaya” çağırır, vatandaşlık hakları ve siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel haklar alanlarında geniş tanımlamalara yer verir (Ünkap, 2009). CEDAW taraf devletlere fiili uygulamayı değiştirmeye yönelik tüm önlemleri alma yükümlülüğü yüklemektedir. Sözleşmede “kadınlara karşı ayrım” kavramı birinci maddede tanımlanmış, diğer maddelerde sırasıyla yaşamın her alanında her türlü ayrımcılığın kaldırılması amacıyla ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması hedefine ulaşılıncaya kadar taraf devletlere kararlı bir eşitlik politikası izlemeleri önerilmiştir (Moroğlu, 2013). CEDAW’ın hazırlanması aşamasında henüz kadına yönelik ev içi şiddet konusunda farkındalık olmadığından Sözleşmede yer verilmemiştir (Ay, 2013).

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi

Kadına yönelik şiddet, özellikle de ev içi şiddet konusunda, uluslararası alanda bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan ve imzalayıp onaylayan ülkelere, fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getiren “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, uluslararası hukukta kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk sözleşme niteliğini taşımaktadır. Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul’da imzaya açılan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlali ve kadına yönelik bir ayrımcılık biçimi olarak ele alınmakta, ısrarlı takip ve zorla evlendirme gibi şiddet biçimlerine ilişkin detaylı tanımlara ve kadına karşı şiddetle mücadele için kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak üzere önleme, koruma, kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma politikaları konularına da yer verilmektedir; Sözleşme hem CEDAW’ın güçlenmesine hem de CEDAW’da düzenlenen ayrımcılığın kaldırılmasına eşitliğin sağlanmasına destek oluşturacak niteliktedir (Moroğlu, 2013).

KAYNAKLAR

Ay, N. (2013). Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetle Mücadelede Hukuki Düzenlemeler. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Kadın Hakları Adli Yardım Eğitim Seminerleri; 79-86.

Moroğlu, N. (2013). Kadının İnsan Haklarına Yönelik Uluslararası Sözleşmeler. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Kadın Hakları Adli Yardım Eğitim Seminerleri; 27-40.


Ünkap, Ö. (2009). Türkiye’de Namus Adına İşlenen Cinayetler: Mücadele ve Kazanımlar Kamer Örneği. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Bilim Dalı. İstanbul.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder